ANNEM BENİM EN YAKIN ARKADAŞIM OLSAYDI?

Melike Babal

Öncelikle yanımızda olan veya olmayan bütün annelerimize “iyi ki bizim annemiz olmuşlar”. Ben 29 yaşında bir kadınım. Annemle gerek ergenlik dönemimde gerekse hala devam eden belli başlı anlaşmazlıklarla karşılaşabiliyorum. 15’li yaşlarımda beni çok rahatsız eden bu durumu incelediğimde sonucu Freudyen bir yaklaşımla çözmüştüm. Elektra Kompleksi. Küçük bir kız çocuğuyken kafamı kurcalayan bu duruma ışık tutan yine bir erkek oldu. Sigmund Frued. 


Aman Tanrım, yoksa ben babama mı aşığım diye ufak bir bocalamanın ardından salona gidip onlarca ansiklopediyi indirince her şey netleşti. Ama bu konunun derinliklerini daha sonra ineceğim. Konumuza dönecek olursak, bizim toplumumuzda da Freud’tan yansımalarla genel yargı kız çocuğunun babaya erkek çocuğunun anneye düşkün olduğudur. Bu doğru mu? Tartışılır. Ama ben şunu biliyorum ki her ne kadar kavga da etsek anneler kız çocukları için tarifi imkansız anlamlara sahipler. Dikkatle incelediğimizde giyim tarzımızdan tutun da mimiklerimize kadar annemizden parçalar bulabiliriz. O bir evlat, bir kadın, bir eş ve bir arkadaştır bizim için.

İşte tam da benim gibi düşünen Amerika’nın Oregon eyaletinden sanat yönetmeni Danielle Delph “annemle aynı dönemde yaşasaydım ve arkadaşı olsaydım nasıl olurdu?” diye düşünmüş ve oldukça yaratıcı, sevimli ve duygusal bir proje geliştirmiş. Annesinin eski fotoğraflarını ortaya döken Delph, fotoğraflardaki anne ile aynı yaştaki fotoğraflarını birbirine eklemiş ve birbirinden güzel sonuçlara ulaşmış. Anne Delph ve çocuk Delph aynı yaşta aynı karede.  Sizinle bu fotoğrafları paylaşıyorum ve bu projeyi İstanbul’da tekrarlamak için ihtiyacım olan bebeğimi heyecanla bekliyorum. 





Anne Delph ve Çocuk Delph bir arada 
Not: Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için alıntıladığım siteye bakabilirsiniz: www.danielleandjanis.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder